• Ali Ilker Ünlü

Köpek tipleriyle oynamanın ‘’karanlık sanatları’

Köpek tipleriyle oynamanın ‘’karanlık sanatları’’ CRUFTS ile birlikte sahnede - ve insan psikolojisi hakkında bizlere çok şey anlatıyor.


Rosanna McLaughlin


Bazıları medeniyet ölçüsü olarak sanatı görür. Bense köpeklerin daha uygun bir tanı aracı olduğu kanaatindeyim. Bu, cok uzun süredir insan psikolojisinin at koşturduğu bir alan olma özelliğini koruyor - politikanın, -miş gibi yapmaların ve sapkınlıkların bir araya gelip kürke büründüğü bir alan.


Eğer hafta sonunu televizyonda CRUTFS'i, Birleşik Krallığın safkan köpek ırk güzellik yarışması, seyrederek geçirecekseniz şu basit gerçeği aklınızda tutun. Yarışmaya sokulan her bir köpek aslında kurttan türedi. Ekşimiş erik süratli, turuncu tüy yumağı Pekingese de buna dahil. Ve Sharpei olarak da tanınan katkat sarkan derisiyle gergedan görünümlü olan da.


15 000 yıldır köpeğin anatomisiyle oynayıp duruyoruz. İnsan yüzüne benzetmek için bazılarının gözlerini suratlarının tam önüne getirdik. Burun kısımları yok edildi, omurgaları büzüştürüldü, kurdun sert kılları yumuşacık tüy yumaklarına dönüştürüldü. Son bin yıldır istenmeyen özellikteki köpekleri elden çıkarıp seçici bir şekilde bize bağlılık, sadakat ve eğitilebilirlik gösterenleri üretiyoruz. Böylece onları bize bağlı olan ve asla büyümeyecek bir yavruluk aşamasında tutuyoruz.


Devam etmeden önce bir şeyin altını çizeyim. Köpekleri çok seviyorum. Yüzümü yaladıklarında bile. Ama gerçekten düşündüğünüzde bunun garip olduğunu görebilirsiniz. Biz insanların onlara yaptıklarında bir gariplik var.


Köpeklerin dış görünümünün değiştirilmesi söz konusu olduğunda CRUFTS tek başına önemli bir yer tutuyor. Yarışmalar, İngiliz Köpek Klübü'nün (KC) fikri. Aslen Britanyalı en üst sınıfın yoldan çıkmış bir taklidi olarak, köpekleri tiplere bölüp elit kan hatları oluşturmayı hedefleyen varlıklı köpek meraklıları tarafından Viktoryen İngilteresi'nde kurulmuştur. 1883 yılında , KC kurulduktan 10 yıl sonra, Francis Galton'nun aklına insan soy islahi fikri geldi: insanların da seçici üretim ile yetiştirilebilecekleri ırkçı, sınıfçi bir sistem. Bu fikri köpek yetiştirme tekniğinden esinlenmişti.


Son yıllarda köpeklerle olan ilişkimiz iyice saçmalamaya başladı. Var olan ırkları başka ırklarla melezleyerek uydurma isimler koymaya ne dersiniz (Bullshit bunlardan biri)? Şimdi şehirli burjuvazinin yeni takıntısı yüzyıllarca koyun gütmek gibi çeşitli amaçlarla yetiştirilmiş iş köpeklerine çuval dolusu para vermek. Buna ben, sarayında sahte koca bir köy kurduran Marie Antionette Sendromu diyorum. Bunun çağdaş yansıması Pointerini ya da Portekiz Su Köpeği ile £5’lük organik ekmek almaya gitmek diyebiliriz.


Bugünün şehir köpekleri ne sürü güdüyor ne de ava gidiyorlar. Annemin Whippet’ini, Tip, örnek vereyim. Görevi tavşan yakalamak olması gerekirken tüm gün yaptığı, annemin onun için ördüğü pijamalara modellik yapmak. Yanlış anlamayın Tip bana yatıya geldiğinde onla zaman geçirmeye bayılıyorum. Geldiğinde tuvalet torbaları ve benim haftalık yemek alışverişimden daha pahalli glutensiz organik köpek bisküvileriyle beraber geliyor.

Ayrıca ziyaretleri bende vicdan krizini de tetikliyor. Whippet’in sevgi dolu doğası biraz da bir deri bir kemik görünen fiziğinden kaynaklanıyor. Sıcaklık aramak için insan kontağına daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu da sarılıp yatmalarımıza biraz gölge düşürmüyor değil.

Şecereli köpeklerle ilgili en dayanılmaz şey garip dış görünümlerinin acı verici genetik hastalıkları da beraberinde getirmesi. En Gotik yaratımlardan biri Cavalier King Charles Spaniel; beyinleri içine sığamayacak kadar küçük kafatası ile üretildiklerinden ciddi nörolojik rahatsızlıkların yanı sıra felç kalma sık rastlanan bir durum. (2008’de BBC, CRUFTS’İ en fazla genetik hastalıklardan muzdarip 12 ırkı yarışmalardan çekmediği için ki Cavalier de bunlardan biriydi, yayın kuşağından kaldırdı. KC ırkları hariç bırakmanın tüzüksel sorumluluklarına ters düşeceği için bunu yapamayacağını açıklamıştı.)

Diğer bir örnek de son yıllarda ulus olarak çok popüler hale getirdiğimiz Fransız Bulldog. Frenchie, tatlı çirkin’e güzel bir örnek. İnsanda acımadan kaynaklanan bir sevgi duygusu uyandıran bir görünüme sahip bir ırk. Bu ırkın varlığının *Munchuasen Sendromu’ndan kaynaklandığına inanıyorum.


*(Munchausen Sendromu: kasten hasta olmasına neden olduğu ya da o durumda kalmasına izin vererek ona bakıcılık yapma görevini üstlenen anne-baba)


Seçici yetiştirme kitabının bir sonraki bölümünde ne mi var? Tatlı çirkin ‘den sonra ‘’yoğun bakım yılları’’ geliyor. Frenchie’ler insan müdahalesi sonucunda oluşan köpek hastalıklarının yürüyen envanterleri. Basık burunlu diğer ırklar gibi tıkalı solunum yolları yaşamlarını tehdit eden rahatsızlıklara neden olabiliyor. Ayrıca sağırlık, kalça displazisi ve deri hastalıklarına karşı da dayanıksızlar.


KC, kendini köpek varlığına ve bakımına adamış bir organizasyon olarak tanıtma yüzsüzlüğünü sergileyip bunlara neden olanın merdiven altı üreticiler diyebilir. Ben buna katılmıyorum. Eskiden kurt denen bu hayvanların bugünki durumundan insanlar sorumlular. Köpeklerle olan ilişkimizin ihtiyaçlarımız ve isteklerimiz hakkında neleri açığa çıkardığını ve bu sevgi uğruna daha ne kadar ileri gidebileceğimizi artık sorgulama zamanı.


https://www.theguardian.com/commentisfree/2020/mar/04/crufts-dogs-competition-humans-breeds?fbclid=IwAR1OsyBcg1148d2tUGfr5FFI8KOZx4ie31MgQZVpIM8TwzCCaSkR_jmRZ-Y


0 görüntüleme

©2020, Kinoloji Akademisi tarafından kurulmuştur.